Üretimin Ortaklığı: Doğa ve Ben

 

Doğayla kurduğum ilişki, onu dışarıdan gözlemlemekten çok onunla birlikte düşünmek ve üretmek üzerine kurulu. Benim için doğa, sürecin pasif bir nesnesi değil; aktif bir ortağı. Taşın yüzeyindeki bir iz, toprağın dokusu ya da zamanın bıraktığı katmanlar benim için bir başlangıç noktasıdır. Bu izleri kopyalamam; onların açtığı yolu takip eder ve kendi müdahalemle süreci başka bir katmana taşırım. Üretimlerimde “tamamlama”dan çok “devam ettirme” fikri belirleyicidir.

Bu yaklaşım, iki farklı çalışma biçiminde ortaya çıkıyor:
İlkinde, doğanın başlattığı formu doğrudan devam ettiriyorum. Özellikle taşlar üzerine yaptığım dijital müdahalelerde, mevcut yüzeyin yönünü takip ederek onu genişletiyor, görünmeyeni görünür kılan bir alan açıyorum. Dijitali doğanın karşısına koymak yerine onunla aynı düzlemde buluşturuyorum. Ortaya çıkan işler ne yalnızca doğaya ne de yalnızca bana ait; ikimizin kesişiminde var oluyor.

İkinci çalışma biçimimde ise doğadaki formları sadece takip etmekle kalmıyor, onların üretim mantığını anlamaya çalışıyorum. Yüzeyler, dokular ve izler birer veri haline geliyor. Bu verilerden yola çıkarak, doğanın iç dinamiklerine sadık kalan ama onun ötesine geçen yeni varlıklar üretiyorum. Bu varlıklar bilinen kategorilere ait değil; ne hayvan, ne bitki ne de insan formu. Doğada henüz karşılığı olmayan ama doğaya ait hissedilen, yeni bir varlık alanı açıyorlar.

Topografya benim için sadece bir yüzey bilgisi değil, bir düşünme biçimi. Yüzeylere baktığımda görünenin ötesinde katmanları, zamanı ve oluş süreçlerini okuyorum. Doğada çektiğim doku fotoğrafları bu okumanın bir parçası; bir arşiv gibi çalışıyor ve yeni formların çıkış noktasını oluşturuyor. Bu süreçte doğa sabit bir görüntü olmaktan çıkar, sürekli dönüşen ve yeniden kurulabilen bir yapıya dönüşür.

Benim pratiğim doğayı temsil etmekten çok onunla birlikte var olmayı önerir. Doğayı bir nesne olarak değil, ilişki kurulan bir varlık olarak ele alırım. Bu yaklaşım, iç dünya ile dış dünya arasında sürekli bir akış yaratır. Ortaya çıkan her iş, hem doğanın hem de benim algımın izlerini taşır.
Benim için sanat, doğanın devam eden hareketine dahil olmanın bir yolu.

Doğayı temsil etmiyorum, onun üretim biçimini kendi yorumumla devam ettiriyorum.