“Phia’yla ilgili aradığın pek çok şeyi burada bulabilirsiniz; atölyeler, yazılar, haberler, duyurular, fotoğraflar ve videolar.”
Burası;
Sanatın araştırıldığı, tartışıldığı, eyleme döküldüğü bir yer!
Bilim, felsefe, tarih ve toplumun düşünüldüğü, bunların sanat diliyle anlatıldığı, aklı, düşleri ve bedeni olan bir kolektif. Ana düşüncesinin temelini oluşturan en önemli yapı, adı geçen alanların tümünü kapsayacak araştırmalarda bulunmak, insan ile doğanın ilişkisini araştırmak/sorgulamak, yanı sıra bütün bunları sanat dili ile yeniden anlatmak.
Dolayısıyla Phi-a kaşiflerin buluştuğu bir yer!
Amacımız, toprağın, taşların ve ağaçların baktığı yerden gökyüzünü görmek! Böylece doğa ile hem bileşik gelişen, hem de bulunduğu coğrafyayla bütünleşen bir yaşam formu oluşturmak.
Bu amaçla, Bilim, Felsefe ve Sanat alanlarına dönük etkinlikler, okumalar, düşünmeler, söyleşiler, yazılar, görüşler, anlatılar biriktirmeyi, örgütlemeyi, üretmeyi ve paylaşmayı istiyoruz. Bu “üretim alanında” bizim kadar sizlerin de emeği olsun istiyoruz.
Ben Phi-a!
Aklımla, bedenimle ve düşlerimle var olup bir tarih yazacağım.
Beni Ben Yapan Özgürlüğümdür!
Ben Boze, yetişkin olmanın hayatın gerçekliğinden ciddi bir kopuş olduğunu biliyorum ve büyümeyi reddeden çocuk yanımın elini tuttum ve yürüyorum. Kendi doğamı arıyorum. İnsanın doğasını. Doğa ile gelişen insanı ve onun doğasını. Yol üzerinde bu arayışıma yönelik kimi yanıtları bulabileceğimi düşündüğüm yerlerde, kurumlarda, kişilerde durakladığım zamanlarım hatta yıllarım oldu. Sanırım akıl zamanlarımızın denk düşmeyişinden ayaktaşlık edebileceğim anlar yaşayamadım.
Dert deği, hala yürüyorum.
Hayat git gide soğuyor ve soğuk kaskatı kesiyor dokunduklarını. Bana biraz ısı, biraz alan, biraz da boşluk gerek. Isınmak, çözülmek ve hareket etmek istiyorum.
Olacak biliyorum!
Yürüyorum!
Hiç beklemediğim bir anda yoluma iki taş çıktı. Öyle çelme takıp düşürenlerden değil. Hem de büyük. Üstelik sırtımı yaslayabileceğimden çok daha büyük. Güneşin ısısını içinde toplayan dev iki kaya. Kayaların ısısı bedenime aklımın sesleri kayaların toprağına karışınca yüzünü keşfettim düşlerimin. Yerin yüzü aklımın gördükleriydi artık. Sözlerimi ve renklerimi toprağa verdim, havasına karıştırdım yerin, seslerine ekledim rüzgarın, günün ışığına gecenin rengine daldırdım…
Adını phi-a koydum
Soluklandığım yer düşlediğim yerdi artık…
Boze’nin aklı ve bedeniyle soyunacağı yer burasıydı…
Yola çıkarken aradığı doğası burasıydı artık
Beraber okuyacağı, şarkı söyleyeceği, resim yapacağı yerdi burası…
İnsanlarla konuşacağı yer…
Bitkilerle ve hayvanlarla tanışacağı yer burasıydı artık…